Ana Sayfa Genel 20 Şubat 2026 310 Görüntüleme

KADINLARIMIZ / TEZER ÖZLÜ

Düşünce özgürlüğüne kavuşturulmamış bir ülkenin kadını olarak, Türk kadınının sınıfsal çelişkisi konusunda söz söylem ek oldukça güç.

Çünkü bugünün Türkiye’si hem çok sınıflı bir toplum, hem de 5. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar on beş yüzyılı bir arada yaşayan bir toplumdur.
Ayrıca Batı dünyası kapsamı içinde düşünülen; askeri, siyasal ve ekonomik yönden Batıya bağımlı…
Ama bir İslam ülkesidir.
Bu durum da halkı başka başka çelişkilerle karşı karşıya getirmektedir.
Bu denli karmaşık ve sorunlu bir toplumda biz hangi kadından söz edeceğiz?
Daha bir yıl önce, kışın acımasız soğuğu karşısında evini ısıtmak için, Harbiye’de eski bir yapıdan tahta sökmek isteyen üç kadın, inşaat çökmesi sonucu yapının altında kalıp öldüler. İstanbul’un ortasında, Hilton Oteli’nin karşısındaki sokakta. Birkaç odun parçası için üç kadın ölüyordu. Türk kadını için bir genelleme yok ki… Kimi 18 saat güneş altında tarlalarda çalışır, evde çalışması caba… Kim i bir kova su bulmak için saatlerce yürür, kimi din baskısı altında ortaçağ anlayışıyla dünyaya kapalı tutulur ve tüm insanca verilerden uzaklaştırılır, kimi bir ticari mal gibi, başlık parası karşılığında satılır.
Kasabada, kentte işçilik, memurluk yapan kadın ise evinin ve çocuklarının da tüm işlerini yapar.
En çok yıpranmak da kadınlar arasındadır.
Yüz binlercesi kendi toplum ve geleneğinden koparılmış, Orta Avrupa’nın sanayi ülkelerinde iş bulmuş, ama birlikte getirdiği çelişkilerine, bir de yabancısı olduğu ülkenin çeliş­kileri, bağdaşmazlıkları eklenmiş… Ve bu kadınlardan acaba kaçı mutlu olabilmiştir?
Bu nedenle Türk insanı için, Batıdaki anlamında bir feminizm , “kadın sorunu” söz konusu olmaz.
Türk kadınının sorunu, Türkiye’nin tüm sorunları içinde ele alınmalıdır.
Sınıflı toplumumuz büyük eşitsizlikler göstermektedir. Üstelik son on yılda Türkiye’de köylere dek yayılan televizyon, “beyin yıkama” politikası ile, köy kadınının karşısına bile Dallas gibi bir Amerikan filmiyle çıkabilme cesaretini göstermektedir.
Renkli basın, reklam filmleri, fotoroman ticareti var gücüyle halkın bilinçlenmesini engellemek için, sermayenin ve çarpık kültürün egemenliğini daha uzun kılabilmek için var güçleriyle çalışmaktadırlar. Bilinçsiz insanları, yanlış yaşam biçimlerine özendirmeye çalışmaktadır.
Aynı tutum yıllar yılı Yeşilçam sineması filmleriyle de uygulanmıştır.
Ezilen sınıfların ve ezilen kadının da sorunlarına eğilen yeni ilerici Türk filmlerinin, geniş halk kitlelerine ulaşması engellenmiştir.
Türkiye’de em ekçi sınıfların mücadelesi, bu sınıf insanlarının kadın, erkek, çocuk yani tüm bireyleriyle bilinçlenip, belli bir kültür düzeyine erişmesi ile gerçekleşecektir, işte ancak bu gerçekleştiği an, kadının sorunlarına da çözümler bulunabilecektir. Burada da en büyük görev, gene aydın insana, aydın kadına düşmektedir.
Bugünün çağdaş dünyasında bilinçsiz bir kurtuluş yoktur.
Bilinçsizce sınıf atlamak, insana hiçbir çözüm getirmez.
İnsan, hem toplu sal yaşamı, hem iş hayatı, hem kendi iç dünyası hem özyaşamı için bilinçlenmek zorundadır.
Hiçbir toplum sal sınıfın insanı, bilinçsiz ve kendi sınıfından soyutlanarak (yani ayrılarak), sınıf atlamaya çabalayıp bir çözüm e ulaşamaz. Para ve maddeye bağlanıp dün¬yada “kendi paçasını kurtarmak” terimi, artık çağdaş dünya insanı için geçerli değildir. Ve özellikle o insan, Türkiye gibi bir ülkenin insanı ise.
Bireysel kurtuluş diye bir yaşam biçim i yoktur. İnsan, her zam an toplumsal bir yaratık olduğunu kavrayıp kendi sınıfının bilinçlenmesi ve daha insancıl koşullara kavuşması için çaba gösterdikçe mutlu olabilecek, yaşamını değerlendirecektir. Yaşam, şöyle bir yaşanıp geçmek için varolmak değildir. Aksine insanları, en insancıl yaşamlara ulaştırmanın mücadelesinin verildiği bir olgudur.
Bilinçsiz bir yaşam, insan yaşamı değildir. Bir anlam da aileyi yöneten, çocuklarını yetiştiren kadınlar da olduğuna göre, aydın Türk kadınının en büyük görevi, diğer kadınları bilinçlendirmek olmalıdır.
/Yeryüzüne Dayanabilmek İçin kitabından alıntılandı.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Ahmet Karbeş / Şiir

Ahmet Karbeş / Şiir

Hazır Site by Uzman Tescil