Ana Sayfa Genel 20 Şubat 2026 288 Görüntüleme

Nail ÇAKIRHAN / Aşkın Mimarı

1910 yılında Ula’da doğdu. Muğla İdadisindeki ilk ve orta öğreniminin ardından Konya Lisesine yatılı olarak girdi. Ahmet Hamdi TanpınarSaadettin Nüzhet Ergun gibi öğretmenlerin öğrencisi oldu.

Lisedeyken şiirler yazmaya başladı ve 17 yaşında Konya’da Kervan dergisini çıkardı. Lisenin son sınıfında yazdığı bir şiir yüzünden gözaltına alınması sonrasında Atatürk‘ün telefon talimatıyla serbest bırakıldı. Fakat aynı şiir yüzünden İstanbul‘da hakkında dava açıldı. Şiiri çok beğenen Nâzım Hikmet onu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin yayımlamakta olduğu Hareket dergisinde de yayımlatmıştı. Bu dava vesilesiyle ünlü şairle tanıştı. Temyiz sonucu bu davadan da beraat etti.

Liseyi başarıyla tamamlayıp parasız yatılı olarak yüksek öğrenim yapma hakkı kazanan Çakırhan, İstanbul Tıp Fakültesinde başladığı öğrenimi yarıda bırakıp Hukuk Fakültesinde devam etti fakat bu mesleğe de ısınamayınca Edebiyat Fakültesine girdi ve Nâzım Hikmet‘in önerisi ile (Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel çifitinin çıkardığı) Resimli Ay dergisinde onunla birlikte çalışmaya başladı. Bir yandan da Cumhuriyet gazetesinde düzeltmenlik yaptı, şiirler yazmaya devam etti. 1930’da Nazım Hikmet ile birlikte 1+1=Bir adlı ortak şiir kitabını çıkardılar. Bir süre Nazım’ın babasının evinde birlikte yaşadılar, Türkiye Komünist Partisi (TKP) içinde birlikte “devrimci muhalefet” yaptılar, partiden ihraç edildiler, komünist teşkilat kurmak suçundan birlikte gözaltına alındılar.

Çakırhan 1932-1933’te cezaevinde kaldı. Ardından kimseye haber vermeden Sovyetler Birliği‘ne gitti, Nâzım’ı suçlayan bir “özeleştiri” vererek yeniden partiye döndü[2] ve Moskova Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesinde iki buçuk yıl eğitim gördü. Bir Rus kadınla ilk evliliğini yaptı ve bir oğlu oldu. 1937 yılında yaklaşmakta olan dünya savaşı tehlikesinden ötürü SSCB yönetiminin öğrencilerin ülkelerine dönmesi talimatı üzerine, 8 aylık eşinden boşanıp yurda dönmek zorunda kaldı. Oğlunu ancak 42 yıl sonra görebildi.[3]

Çakırhan, yurda dönüşünün ilk ayında askere alındı. Aynı yılın sonlarında çürüğe çıkarak askerden ayrıldı ve 1938’de Sertellerin Tan gazetesinde çalışmaya başladı. Bu arada çeşitli başka işler de yaptı. Aynı yıl arkeolog profesör Halet Çambel ile tanıştı ve ailelerinin karşı çıkmasına rağmen evlendiler.

1945 sonunda Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel tarafından çıkarılan Görüşler dergisinin sekreterliğini yaptı. Tan Baskını ardından ilk sayısından sonra kapatılan bu dergi sonrasında 1946-1950 dönemini hapiste geçirdi. 1950-1951’de Halet Çambel ile birlikte İtalyaFransaİsviçreAvusturya‘da kaldılar.

Mimarlık kariyeri

Akyaka’daki uluslararası Ağa Han ödüllü Nail Çakırhan evi

Mimarlık kariyerine ilk adımını yine Halet Çambel’in Profesör Bossert ile birlikte kazılarını yürütmekte olduğu Karatepe‘de attı. Karatepe çıplak beton açık hava müzesini, kazı evini ve diğer binaları inşa etti.

1963’te Ankara‘da, projesi Turgut Cansever‘e ait Türk Tarih Kurumu binasının inşaatını gerçekleştirdi. Almanya Büyükelçiliğine bağlı Alman Lisesinin yapımını üstlendi. Halet Çambel’in Chicago Üniversitesi ile iş birliği içinde kazılara başladığı Ergani‘de bir kazı evi yaptı.

Halet Çambel – Nail Çakırhan çifti, Nail Çakırhan’ın bozulan sağlığı nedeniyle doktorların tavsiyesi üzerine 1970’te Akyaka’ya yerleşti. Nail Çakırhan burada geleneksel mimari özelliklerini günümüz şartlarıyla buluşturup çevre ve doğayla bütünleştiren bir ev inşaatı gerçekleştirdi. Ardından arkadaşlarından, özel kişilerden ve turizm işletmelerinden benzer evler yapması için teklifler aldı ve alanında bugün Akyaka Evleri diye bilinen ekolü oluşturdu.

Beton yerine ahşap evler inşa ederek çevreye saygılı mimariye öncülük etmesi kendisine 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülünü getirdi.[4] Mimarlık eğitimi almamış bir kimse olarak bu ödülü alması mimarlık dünyasında alaylı-mektepli tartışması başlattı.

Çakırhan ödülden sağladığı kaynakla Muğla’daki Konakaltı Hanı’nı Kültür Evi olarak restore etti. Ardından yörede çeşitli evler, oteller, tatil köyleri inşa etti. Ona ödül getiren evi 1998 yılında kültür ve sanat merkezi olarak hizmete girdi. Sanatçı, 11 Ekim 2008’de Muğla‘da kolon kanserinden öldü.[5]

Herkes bu şiiri Nazım’ın zanneder ama şiir Nail Çakırhan’ındır..

Kimi der ki kadın;
Uzun kış gecelerinde,
Serip bir döşek gibi
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın;
Yeşil bir harman yerinde,
Dokuz zilli bir köçek gibi
Oynatmak içindir.
Kimi der ki, hamur yoğurur.
Kimi der ki, çocuk doğurur.
Her ağızdan bir söz:
Kimi der ki, ilk göz ağrım.
Kimi der ki, onunla dolu bağrım.
Kimi der ki, bunca yıldır yaşıyorum ayalimdir.
Kimi der ki, boynumda taşıyorum vebalimdir.

Ne bu,
Ne şu.
Ne öyle,
Ne böyle.
Ne döşek,
Ne köçek.
Ne ayal,
Ne vebal…
O benim;
Kollarım, bacaklarım, dudaklarım,
Ve başımdır..
Yavrum, anam, öz kardeşim, karım,
Hayat arkadaşımdır…*

*Pekçok kişi tarafından Nazım Hikmet’in şiiri sanılan bu şiirin son
mısrası “Kavga yoldaşımdır” olacakken, kanuni sakıncadan dolayı, Nazım Hikmet’in önerisiyle “Hayat arkadaşımdır” şeklinde basılmıştır.

Nail Vahdet Çakırhan

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Zorba / Nikos Kazancakis

Zorba / Nikos Kazancakis

Hazır Site by Uzman Tescil