Ana Sayfa Genel 15 Şubat 2026 73 Görüntüleme

AZİZ NESİN İNANÇLARA ÇOK SAYGILIYDI /SAVAŞ ÜNLÜ

Yıllar boyu Akşehir şenliklerinde, kendi yurdunda, değişik söyleşilerde mizah ustasıyla beraber olmanın mutluluğunu yaşadım. Onunla birlikte olanlarda yaşadılar bunu. Daha çok da mizahın başkenti Akşehir’de buluşur, günlerce birlikte olmanın mutluluğunu yaşardık. Akşehir insanı da dört gözle beklerdi aziz Nesin’in şenliklere gelmesini. Orada yıllardır birlikte olduğumuz insanlarla çok sıkı dostluklar kurmuştuk.oteldeyiz aşağıda lobide otururken Aziz Nesin, gel biraz dolaşlım, derdi. İlçenin ara, arka sokaklarında dolaşır, eskiyi, tarihi koklardık.
Şenliklerde etkinlikler genelde akşama doğru, serinliklerde yapılırdı. Anadolu’nun karasal iklimi kavururdu. Kiraz bahçelerine giderdik. Dostların bahçeleri vardı, epey de serin olurdu oralar. Dernek başkanı İsmet Şenoğlu evine götürür, eşi Esin hanımın enfes yemeklerini ikram ederlerdi. Ülkemizin nice yüzakı o eve gitmiş, konukseverliği iliklerine dek yaşamıştır. Türkan Saylan, Erdal Atabek, Musa Eroğlu, Cevat Çapan, Alpay Kabacalı, Mustafa Balbay, Muzaffer İzgü, Aziz Nesin, Ruhi Su,Necmi Rıza, daha niceleri Şenoğlu’nun davetlisi olmuştur. Ben de sık sık davetliler arasında olurdum.
Yine sıcak bir temmuz günüydü. Otelden en az on kişilik bir ekiple ayrıldık. Nasrettin Hoca’nın türbesine gidilecek daha sonra da rehberlik edenler ne derse onlara uyulacaktı. Türbeden içeriye girdik. Epey zaman geçirdik, çoğu kişi işin uzmanı. Nasrettin Hoca uzmanı kişilerdi. Türbe hakkında konuşuldu. Üç tarafı açık, kapısı kilitli olan Hoca’nın yaşam felsefesine uyduğundan söz edildi. Hasan Paşa İmaret camisinin yanına gidildi. Tarihi bir yapıydı. Caminin bir yerinde Arapça yazılmış, bir yazı vardı. Aziz Nesin Arapçayı biliyordu. Yazılanlar hakkında kısa bir bilgi verdi. Mermer levhanın bir yeri çatlamış, işi bilmeyenler tamir etmişler, çimento ile kapatmışlar çatlağı. Aziz Nesin bunu görünce çok kızdı. İnsana saygınız yok, hiç olmazsa camiye olsun. Bu böyle mi onarılır, dedi. Çok kızmıştı, söyleniyordu iş bilmeyenlere. Olacak bir şey değildi. Kaç yıllık camiye verilen değer ortadaydı.
Oradan Orta Gazino’ya çıkıldı. Akşehir’in en güzel yerindeydi. Kenti tepeden görüyordu. Tüm kent ayaklarınızın altındaydı. Göl bile görünüyordu. Orada çay bahçesine oturduk. Aziz Nesin’in kızgınlığı sürüyordu. Değer verilmeyen kutsal hazinelerimize yapılanlara kızıyordu. Yanında oturyordum. Az ötede mescit yazan kubbeli bir yer görmüş. Bana gel bakalım, dedi. Gittik, taş yapının tahta bir kapısı vardı. İple bağlanmıştı. Bir metal halkaya tutturulmuştu. Dışarıda bir elektrik düğmesi vardı. Baktık, bozuktu. Kapıyı açınca hayret içinde kaldık. İçerisi bir depo olarak kullanılıyor, boş şişeler orada saklanıyordu. Bu kez Aziz Nesin’in kızgınlığı daha arttı. Oturan arkadaşları da çağırdı. Bakın arkadaşlar, dinimize verdiğimiz değere bakın, dini mekanda şişe saklıyorlar. Bakım yok, düzen yok, bu mu Müslümanlık, bunu yapanlara verip veriştirdi. Şimdi boşaltıyorsunuz içerisini, dedi. Bizlerde yardım ettik, içerideki şişeler, kırık dökük ne varsa boşaltıldı.
Başkanla konuşmuş. Oraya çeki düzen verilmişti. Ertesi yıl gittiğimizde mescitin içide dışı da gülüyordu. Usta Yazarın kutsal değerlere saygısı çoğu kişide yoktu. Bu olayı Akşehirliler çok iyi bilir. O yüzden de çok seviliyordu orada…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil